Reprodüktif Endokrinoloji ve İnfertilite Ünitesi

İnfertilite ve Reproduktif Endokrinoloji
 
SBU ZTB SUAM infertilite ve reproduktif Endokrinoloji ülkemizde üreme sağlığı ve yardımcı üreme teknikleri üzerine bilimsel araştırmalar yapmak, toplantı ve eğitimler düzenlemek ve bu alanda gerçekleşen ulusal ve uluslararası bilimsel gelişmeleri paylaşmak amacıyla kuruluşundan beri bilimsel teknolojilerin klinik uygulamasının en iyi şekilde gerçekleştirilmesi ve güncel infertilite tedavilerinin halkımıza uluslararası düzeyde güvenilir ve içten bir hizmet anlayışı ile sunulması merkezimizin esas hedefi dir. Kuruluş tarihinden itibaren merkezimiz faaliyetleri ile hem ulusal hem de uluslararası birçok bilimsel toplantıda kendini ispatlamış, saygın kuruluş ve dernekler tarafından merkezimizden yapılan yazılı ve sözlü yayınlar, sunumlar ciddi övgü toplamıştır. Aynı zamanda merkezimiz kendi bünyesinde birçok bilimsel toplantı ve profesyonel kursa ev sahipliği yapmaktadır.
Merkezimizde yılda ortalama olarak 20.000 çifte infertilite tedavisi ve danışmalığı verilmektedir. Hastalarımızın daha rahat etmesi amacıyla tüm düzenlemeler yürürlükte olan yasal sınırlar içerisinde gerçekleştirilmektedir. Hem tüp bebek hem de diğer öncü infertilite tedavilerinde (Ovulasyon indüksiyonu, Aşılama, vb) merkezimiz sadece ülkemiz değil dünya standartlarında başarı oranlarına sahiptir. Bu sayede ülkemizin hemen her bölgesinden gelen çiftlerimiz güvenli bir tedavi almaktadır. Yenilenen fiziki koşullarımız ile halkımıza hem danışmanlık hem de tedavi hizmetleri, fedakâr çalışanları ve profesyonel
ekibi tarafından haftanın 7 günü aralıksız olarak verilmektedir. Tüm
çabamız daha bilimsel ve güzel yarınlar içindir.

 
İnfertilite (Kısırlık)  
 
 
Herhangi bir korunma yöntemi uygulanmadan düzenli cinsel ilişkiye rağmen 1 yıl süreyle çocuk sahibi olamamak olarak tanımlanır. Bu süre çiftlere göre değişkenlik gösterebilir. Örneğin bayan yaşı 25 ve civarında olan çiftler 1 yıldan daha fazla bekleyebilirken, bayan yaşı 35 yaş ve üzerinde olan çiftler için bu süre 6-9 aya kadar indirilebilir. kadın yaşı 37 altı 37 üstü fertilizasyon oranı% 81.9 % 77.6 gebelik oranı% 55.1 % 34.5 klinik gebelik oranı % 45.3% 22.7

İnfertilite araştırması için yapılan temel ve ileri (gerekli olgularda) tetkikler;
 
1. Semen analizi
2. Yumurtalık rezervinin bir göstergesi olarak adetin 2-3. günü hormon değerlendirmesi
3. Rahim filmi (histerosalpingografi veya HSG)
4. Laparoskopi (gerekli olgularda)
5. Histereskopi (gerekli olgularda)
6. İmmunolojik araştırmalar (gerekli olgularda)
 
KADIN KISIRLIĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ
 
Hormonal problemler (yumurtlama problemleri) Normalde kadının yumurtalıklarında her ay bir yumurta hücresi gelişir, olgunlaşır ve ortalama adetinin 12-14. günleri arasında ovulasyon (yumurtlama veya çatlama) meydana gelir. Ancak bazen bu gerçekleşmez ve bu duruma anovulasyon adı verilir. Bu durum genellikle adet düzensizliklerine yol açar. Bu kadınlarda adet araları uzar ve bazen de 6 aydan daha uzun süreyle adet göremedikleri olur. Adet gördüklerinde miktarı çok ve süresi uzun kanamalar gözlenir.Yumurtlama problemleri; hipotalamohipofizer aksdan salınan ve overlerden salınan hormonlarda olan bozukluklar olarak açıklanabilir. İlki beyinden yumurtalıkları uyarması gereken hormonların veya yolağın bozulması ile karakterize
hipogonadotropik hipogonadizm olgularıdır. Tanısı çekilecek kafa grafisi ve süt
hormonu (prolaktin) seviyeleri ile konulur. Diğeri hipergonadotropik hipogonadizm olarak adlandırılan durumdur. Erken menapoz da denilebilir. Overlerde (yumurtalıklarda) oositlerin (yumurtaların) erken tükenmesi olarak açıklanabilir.
Kadınlarda en sık rastlanan hormon bozukluğu polikistik over sendromu (PCOS) dur. Esasında PCOS, sadece kadın hastalıkları kapsamında değil, vücuttaki tüm organ sistemleri kapsamında en sık görülen hormon bozukluğudur.
Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik yatkınlık gösteren bir yumurtalık
hastalığı olarak düşünülmektedir. Sendrom tipik olarak genç kızlarda ve genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar. Polikistik over sendromunun tipik özellikleri ilk adet tarihinden itibaren (genellikle 13 ile 15 yaş) seyrek adet (yılda 9 veya daha az) ve androjen fazlalığı bulgularıdır (kanda testosteron yüksekliği ve/veya tüylenmede artma, yağlı cilt, sivilce, saç dökülmesi). % 50 olguda kilo fazlalığı veya şişmanlık görülür.



Rahim (uterus) ile ilgili problemler  
 
 
Rahimin iyi huylu tümörleri olan myomlar rahimin kas tabakasından kaynak
lanırlar ve rahim boşluğu içinde, rahim duvarında veya rahim zarı üzerinde dışa doğru yerleşebilirler. Boyutlarına ve yerleşim yerlerine göre yaklaşımlar değiş
mektedir. Rahim boşluğu içinde yerleşmiş myomlar 1 cm ve üzerinde bile olsa
tercihen rahim içine ışıklı bir alet vasıtasıyla girilerek (histeroskopik yöntem
ile) çıkarılmalıdır. Rahim duvarı içine yerleşmiş myomlar 5 cm üzerinde veya
rahim boşluğuna bası yapıyorlarsa laparoskopik veya açık teknikle alınmalıdır.

 
 
Bir diğer rahim ile ilgili sorun oluştarabilecek patoloji rahim içi zarından
kaynaklanmış polip adı verilen yapılardır. Embriyonun tutunmasını ve rahim iç
zarının senkronizasyonu bozarlar ve 1 cm‘in üzerinde ise histeroskopik yöntemle çıkarılmalıdır.
Rahim iç zarı (endometriyum) kürtaj, rahim içi operasyonlar veya enfeksiyonlar sonucu birbirine yapışıp bebeğin tutunamaması, adet azlığı, adet görememe, ve gebe kalamama problemlerine yol açmaktadır. Müdahale gereklidir ancak başarı şansı yüksek değildir.
Son olarak rahim ile ilgili sorun oluşturabilecek problemler doğumsal anomalilerdir.(çift rahim, septum v.s) Yaklaşık olarak %2 oranında görülür ve anne karnındayken gebeliğin 14. haftasında cenindeki rahmin tek kanala dönememesine bağlı olarak muhtelif rahim bozuklukları oluşmaktadır. Çift rahim olarak da bilinen bu problemler cerrahi olarak düzeltilmelidir.
Tüpler ile ilgili problemlerTüpler genellikle cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara bağlı olarak tıkanır. Bu mikroplardan en önemlileri gonore (bel soğukluğu) ve klamidya olup Türkiye’de diğer
bir önemli etken ise tüberkülozdur (verem hastalığı). Enfeksiyonların dışında geçirilmiş cerrahi müdahaleleri takiben de tüpler tıkanabilir. Tüplerin tıkalı olduğu genellikle rahim filmi (HSG) ile anlaşılır.Tüplerin tıkalı olduğu anlaşıldıktan sonra tıkanıklığın yerine göre yaklaşımlar
değişiktir. Eğer tıkanıklık rahime bitişik bölgede ise doğrudan tüp bebek yapılması uygun olacaktır. Mikro cerrahi ile tüpler açılabilir ancak zahmetli ve sonuçlar yüz güldürücü değildir. Tüpler eğer yumurtalığa yakın olan uçlarından tıkalı ise (hidrosalpinks) laparoskopi yapılabilir. Laparoskopide tüpler açılmalı açılamıyorsa da tıkalı olan tüp alınmalıdır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Endometriozis:


 
Rahim içini döşeyen endometrial hücrelerin rahim dışında yerleşerek üremesidir. Genellikle 35 yaşın üzerindeki kadınlarda görülür. Nedeni tam olarak belli olmasa da en çok retrograde (geri kaçış) dolum üzerinde durulmaktadır.
Endometriozis hastalığı en çok karın zarını ve yumurtalıkları sonra kalın bağırsağı tutar. Hastalık genelde ilerleyici bir karakter gösterir ve yaygınlığı ancak
laparoskopi ile anlaşılır. Bulguları ağrı, kitle ve kısırlıktır.
 
Yumurtalık içindeki endometriosis kistlerine endometrioma(çikolata kisti) adı verilir. Endometriomalar kısırlık ile beraber olduğunda laparoskopik olarak alınmaları gerekir. Operasyondan sonra bu hastaların yarısının gebe kalması beklenir. Gebe kalamayanlarda ise kadının yaşına bakılarak bir 6 aylık bekleme daha önerilebilir. Bazı durumlarda ise ileri derecede anatomi bozulmuş olabilir ve buna bağlı kendiliğinden gebelik şansı verilemez. Endometriozisin ileri derecede yaygın olduğu ve tüp ve yumurtalık ilişkisini bozduğu durumlarda zaman
geçirmeden tüp bebek yapmak en uygunudur.
 
 
ERKEK KISIRLIĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ


Gebe kalmakta sıkıntı çeken çiftlerin % 30’unda hem erkek hem kadına bağlı faktörlere rastlanırken % 20’sinde sadece erkeğe bağlı faktörlere rastlanmaktadır. Bu problemlerin bir kısmı düzeltilebilir faktörler iken büyük bir çoğunluğu düzeltilemeyen faktörlerdir. Erkeğin değerlendirilmesi sırasında amaçlanan; düzeltilebilir faktörleri düzeltmek,düzeltilemeyenleriçinse uygun tüp bebek yöntemlerinin seçilmesidir.
Erkek değerlendirilirken ilk yapılması gereken detaylı öyküsünün alınması ve semen analizidir. Öyküsünde özellikle cinsel ilişki sıklığı, zamanlaması, çocuklukta ya da sonraki yaşlarda geçirilen hastalıklar, sistemik hastalıklar (şeker hastalığı, akciğer hastalığı vs), geçirilmiş cerrahiler, cinsel yolla bulaşan hastalık öyküsü ve toksik ilaç kullanımına dikkat edilmelidir. Semen analizi üç günlük cinsel perhiz sonrası alınan semen örneğinin incelenmesi ile yapılır. Semenin değerlendirilmesi 2010‘da Dünya Sağlık Örgütü nün önerisi dahilinde yapılır.
 
Normal değerler ;

Miktar
> 1.5 ml
Sperm sayısı
> 15 milyon/ml
Hareketlilik
> 32 ileri doğru
Ph
> 7.2
Bu testlerden sonra gereken hastalarda ileri tetkikler yapılabilir. Bunlar
öncelikli olarak testislerin büyüklüğü, sperm kanallarında tıkanıklık ya da genişleme, testislerde kızarıklık ya da kitle varlığının incelendiği detaylı bir fizik muayene ve hormonal değerlendirmelerdir. Öncelikli olarak serum FSH ve testosteron değerleri incelenir. Eğer testosteron düşük saptanırsa serbest ve total testosteron, LH ve prolaktin değerlerine bakılmalıdır. Eğer FSH ve LH seviyesi düşük, testosteron seviyesi de düşükse beyinde hormon salgılanmasında eksiklik düşünülürken, FSH ve LH normal ya da yüksek, testosteron seviyesi de normal olan hastalarda testislerde sperm yapımında problem olduğu düşünülmektedir. Takiben ejekülasyon sonrası idrar incelemesi, ultrasonografi ve özellikle kistik fibrozis, Y kromozumu mikrodelesyonu, Klinefelter sendromu gibi genetik anormallikler için genetik tarama testleri önerilir.
Erkek faktörüne bağlı infertilitede sadece hormon bozuklukları için ilaç tedavisi uygulanabilir. Bu nedenle bu grup dışında kalan hastalarda tedavi maliyeti ve süresi uzun olacağından yardımcı üreme tekniklerine başvurulmaktadır. Hafif sperm anormalliklerinde aşılama (IUI) tedavisi en fazla 3 kez olarak denenmelidir. Başarısız olması durumunda hastaya tüp bebek (İVF-İCSİ) denenmelidir. Bazı durumlarda menisinde hiç spermatozoa yok ise yani “Azoospermi”si
varsa epididim veya testislerinden biopsi veya aspirasyon ile spermatozoa elde edilmesi yöntemi uygulanır (TESE). TESE veya TESA uygulanan hastaların patolojinin kaynağına göre yaklaşık % 40-80’inde sperm bulunabilir


AŞILAMA (İNSEMİNASYON-IUI)


 
Aşılama özellikle erkeğe bağlı ve nedeni açıklanamamış kısırlık olgularında tüp bebek öncesinde tercih edilen bir tedavi yöntemidir. Aşılama bayanın yumurtalıklarını uyarıp yumurtalarını çatlattıktan sonra erkeğin spermlerini yıkayıp en iyilerini seçerek rahim içine transfer etmektir. Aşılama, gebelik şansını arttırmaya yönelik olarak uygulanan bir tedavi yöntemidir.
Amaç erkeğin spermlerinin karşılaşabileceği engelleri ortadan kaldırarak
döllenme ortamı olan Fallop tüpleri (kanal) içinde daha fazla yumurta ve sperm
bulundurarak birbirleri ile buluşma şansını artırmaktır. Aşılama tüp bebek tedavisinden önce basamak tedavisi olarak başlanabilmesinin yanında özellikle nedeni açıklanamamış kısırlık olgularında, hafif sperm bozukluklarında kullanılır. Aşılama için en az bir tüpün açık olması gerekmektedir. Aşılama tedavisi yapılması için hasta yaşı da önemli bir faktördür. 39 yaşın üzerinde hastalara uygulanması çok önerilmemektedir.
Aşılama yapılmadan önce kadının yumurtalıklarının uyarılması önerilmektedir. Yumurtalıklar hap veya iğneler ile uyarılabilir. İğne ile yapılan uyarıda daha fazla yumurta elde edilir ve haplara göre daha yüksek gebelik oranları elde edilir. Uyarılan yumurtaların kontrolü birkaç gün arayla yapılan ultrasonografi kontrolü ile yapılır. Yumurtalar olgunlaştığı zaman çatlatma iğnesi yapılır takiben 34 ile 40 saat sonra erkekten alınan sperm yıkanarak hareketliliği artırılır ve küçük bir hacim içine yoğunlaştırıldıktan sonra rahim içine verilir.
 
Aşılama ile gebelik oranları %15 civarındadır. Aşılamanın en fazla 3-4 defa yapılması önerilmektedir. Gebe kalamayan çiftler tüp bebeğe yönlendirilmelidir. Aşılamada en önemli istenilmeyen durum çoğul gebeliktir. Bu nedenle yumurtalıkları fazla uyarılan kadınlarda bu risk bilinmeli gerekirse tedavi iptal edilmeli veya alternatif olarak tüp bebek tedavisine geçilmelidir. Aşılamanın diğer komplikasyonu ise enfeksiyon gelişmesidir. Özellikle aşılama öncesinde
akıntısı olan kadınlarda vajen ve rahim ağzı içindeki mikroplar rahim içine girerek tüpleri ve yumurtalıkları enfekte edebilirler. Aşılama sonrası bir miktar kasık ağrısı ve kramp normal olarak görülebilir.

 
Hastanemiz eğitim ve araştırma hastanesidir. Hastanemize başvuran tüm kamu personeli, Emekli Sandığı, Bağ-Kur, SSK, Yeşil Kart ve ücretli hastalarımızın muayene, tetkik ve tedavileri deneyimli uzman kadromuz tarafından bilimsel ve etik kurallar ışığında yapılmaktadır