|
PERİNATOLOJİ ÜNİTESİNDE YAPILAN İŞLEMLER
Poliklinik takibi esnasında Gebe Takibi için Kliniğimizde Yapılan Tetkikler:
- USG
- Doppler USG
- NST
- Biyokimya, Mikrobiyoloji, Hematoloji, Hormon tetkikleri
- Down sendromu tarama testleri (ikili ve üçlü testler)
Gebelikte Kliniğimizde Yapılan İnvasiv Girişimler:
1. Amniyosentez: Anne karnından ince bir iğne ile ultrasonografi eşliğinde rahime girilerek bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan (amniyon) örnek alınmasıdır.
2. Koryon villüs örneklemesi: Gebeliğin daha sonraki döneminde plasentayı oluşturacak olan koryondan genetik tanı amacı ile biyopsi alınması işlemidir.
3. Fetal kan örneklemesi: Anne karnından ultrason eşliğinde bir iğne aracılığı ile girilerek bebek kordonundan kan alınması işlemidir.
4. Çoğul gebeliklerin redüksiyonu
Rh İsoimmunizasyonu:
Rh negatif annenin Rh (D) + fetüse gebe kalması sonucu, fetüsden anneye geçen eritrositlerin yani Rh faktörünün, anneyi immunize etmesi sonucu annede oluşan anti D antikorların tekrar plasental yolla fetüse geçerek orada antijen antikor reaksionu oluşması ve fetal eritrositlerin tahribatıyla başlayan olaylar dizisidir. İntrauterin transfüzyon da dahil olmak üzere gerekli takip ve tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.
Gebelik ve Hipertansiyon (yüksek tansiyon):
Tansiyonu yüksek tespit edilen bir gebede bu; önceden varolan bir hipertansiyona , altta yatan bir hastalığa yada Preeklampsiye bağlı olabilir. Gebelikte oluşan tansiyon yüksekliği bebek ve anne için bir hastalık ve hayati tehlike sebebidir. Her gebede tansiyon ölçümleri gebeliğin başlangıcından itibaren düzenli aralıklarla yapılmalıdır.
Diabet:
Diabetes mellitus (şeker hastalığı) insulin salgılanması ve/veya insulin etkisindeki eksiklik sonucunda ortaya çıkan vücudun temel yapı taşları olan ve gıdalarla alınan karbonhidrat, yağ ve protein kullanımındaki bozukluktur. Gebelik öncesi veya gebelik esnasında ortaya çıkan tipleri mevcuttur. Hastanemizde bu amaçla tarama yapılmaktadır.
Amniyos sıvısı ile ilgili normal dışı durumlar:
Amniyos sıvısnın gebelik haftalarına göre miktarı oldukça değişkendir ve ultrasonografide rahim içinde bebeğin etrafını saran siyah boşluklar şeklinde gözlenir.Amniyos sıvısının miktarı ile ilgili sorunlar saptandığında ve özellikle de sıvının çok artmış, ya da çok azalmış olduğu belirlendiğinde öncelikle bebekte doğumsal kusur olmadığı saptanmaya çalışıldıktan sonra; sıvı miktarını değiştiren çok sayıda neden olabileceğinden bu durumlar ayrı ayrı ele alınır.
İntrauterin Gelişme Geriliği:
Fetusun çeşitli nedenlerle gebelik haftasıyla uyumlu büyüme ve gelişme gösterememesi durumunda intrauterin (=uterus içi) gelişme geriliğinden (İUGG) bahsedilir. İUGG tüm gebeliklerin yaklaşık %3'ünde ortaya çıkar ve ciddi bir durumdur.
Çoğul Gebelikler:
Gebelik takibi esnasında iki veya daha fazla sayıda bebek taşıyan anneler diğer gebelere oranla daha yüksek risk taşımaktadır. Yaklaşık olarak tüm gebelikler içinde %1 oranında görülen çoğul gebelik, oldukça hoş bir sürpriz olmakla beraber yanı sıra getirebileceği riskler açısından da ciddi bir durum olarak kabul edilmekte ve riskli gebelikler konumunda incelenmektedir.
Adölesan ve İleri Yaş Gebelikler:
16 yaş altında ve 40 yaş üstünde oluşan gebeliklerdir. Bu yaşlarda gebeliğin çeşitli sakıncaları vardır. Gebelik ve doğum komplikasyonları bu hasta grubunda daha sık görülmektedir.
Tekralayan Gebelik Kayıpları:
Tekrarlayan gebelik kaybı 20 haftadan önce ardı ardına üç gebelik kaybının olmasıdır. Tekrarlayan gebelik kayıpları gebeliklerin %0.5-1'ini oluşturmaktadır. % 60'ında neden saptanamaz. Eğer sebep anatomik ise tedaviden en çok yarar görür. Diğer nedenlerin de spesifik tedavi yöntemleri olmakla beraber, sonuçlar her zaman yüz güldürücü olmayabilir.
Gebelik ve Sistemik Hastalıklar:
Annede daha önceden varolan sistemik hastalıklar gebeliğin seyrini ve fetusun gelişimini etkileyebileceği için mutlaka takip eden doktora bildirilmelidir.
Doğumsal Kusurlar:
Ultrasonografi incelemesinde uygun bir gebelik haftasında, çözünürlüğü iyi bir ultrasonografi cihazıyla, dikkatlice ve sistematik bir şekilde tarama yapıldığında birçok yapısal kusur görülebilir. Bunlardan yaşamla bağdaşmayan anomaliler gebelik haftası uygunsa tahliye amacıyla sağlık kuruluna sevk edilir.
Erken Doğum Eylemi:
Gebeliğin 20. haftasından sonra ve 37. haftasından önce, henüz tam olgunluğa ulaşmamış bebeğin dünyaya gelmesidir. 37. gebelik haftasından önce doğum ağrılarının başlaması da erken doğum tehdidi olarak adlandırılır. Prematüre bebeklerin en önemli sorunu, akciğer gelişimlerindeki yetersizlik sonucu solunum zorluğu yaşamalarıdır. Ayrıca bebek ne kadar erken dünyaya gelmişse, santral sinir sistemi ile ilgili sorun riski de o kadar fazladır. Prematürite, yeni doğan bebek ölümleri içinde en sık rastlanan nedendir. Erken doğum sonucu dünyaya gelen bebeklerin riski, doğum anındaki gebelik haftası ilerledikçe azalır.
Erken Membran Rüptürü:
Bebeğin normal fonksiyonları, büyüme ve gelişimi ve rahat hareket etmesini sağlamak için amniyon sıvısı gereklidir. Bu sıvı, amniyon ve koryon adı verilen zarlarla çevrilidir ve gebelikte oldukça önemli işlevleri olan dinamik bir sıvıdır. Erken membran rüptürü (EMR); amniyon kesesinin doğum henüz başlamadan yırtılması ve suların gelmeye başlamasıdır. Amniyon kesesinin yırtılmasının ardından bebekle dış dünya arasındaki mikrop geçişini engelleyici filtre mekanizması artık ortadan kalkmış olur. 37. gebelik haftasından önce amniyotik membran yırtılmış ile prematüre EMR denir. Erken membran rüptürü, erken doğumun en önde gelen nedenlerindendir. Tüm gebeliklerin yaklaşık %10'unda görülmektedir. Anne adayları aniden vaginadan boşalan bir sıvıdan bahsederler. Ancak bu sıvı boşalması her zaman çok belirgin olmayabilir ve aralıklı olarak az miktarda gelebilir.
Ağrısız Doğum:
Doğum eyleminin birinci evresinde uterus kasılmaları ve serviksin açılması, eylemin ikinci evresinde ise bebeğin önde gelen kısmının doğum kanalında ilerlemesi ve etraf dokularda gerilme yaratması, epizyotomi açılması anne adayının ağrı duymasına yol açar. Bu ağrının algılanması bireyler arası önemli farklılıklar gösterir: Ağrı eşiği yüksek olan anne adayları bu ağrıları çok şiddetli olarak algılamazken, ağrı eşiği düşük olanlar ağrıyı "dayanılmaz" olarak tanımlayabilirler. Bazı anne adayları normal doğum sancılarını çekmeyi doğal olarak kabul ederler ve anne olma gibi kutsal bir amaca hizmet ettiğinden katlanmaya çalışırlar. Doğal doğum adı verilen bu durumda anne adaylarına kendileri talep etmedikçe ağrılarını hafifletmek için herhangi bir müdahalede bulunulmaz. Ancak anne adaylarının önemli bir kısmı doğum eyleminin vereceği sancılardan doğal olarak korkarlar ve tıbbın sunduğu olanaklardan yararlanmak isterler. İşte epidural anestezi bu amaçla geliştirilmiş ve yaygın olarak kullanılan güvenli bir yöntemdir. Amacı doğum eyleminin verdiği ağrıları tamamen dindirmek ya da en azından dayanılabilir bir seviyeye indirmektir.
|