
Hastanemiz olarak hiç bir hastamızı anket ve/veya özel sorular için aramamaktayız. Telefonlarımız 306 50 00 'dan 306 59 99 'a kadar olup , hastanemiz adıyla aranan hastalarımızın önce arayan numaraya dikkat etmesi, kesinlikle anket tarzı sorulara cevap vermemesi önemle duyurulur.
Anne ve Çocuk Heykeli
Salı, 03 Mart 2009 22:50

Yakup Sarıcan, 24.02.2009, Ankara Dikmen’de bulunan atölyesinde
1975yılında Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve AraştırmaHastanesi’nde dünyaya gelen heykeltıraş Murat Daşkın ile Dikmen’debulunan atölyesinde heykel sanatı ve hastanemize yaptığı heykel üzerinekonuştuk.
ANNE-ÇOCUK HEYKELİ
Zekai Tahir Burak Hastanesi’ne heykel yapma fikri nasıl ortaya çıktı?
Annemlebirlikte doğum yapacak bir akrabamızı ziyarete gitmiştik. Bu sıradaannem benim de Büyük Doğum’da dünyaya geldiğimi söyledi. Bundan çoketkilendim ve hastaneye daha farklı bir gözle bakmaya başladım. Benimorada ayak izim vardı ve ben oraya bir iz daha bırakmalıydım. Ben de elizimi bırakmaya karar verdim.
Hastane yönetimiyle görüştüm vebir heykel hediye etmek istediğimi söyledim. Onlar da çok mutluoldular. Beraberce nasıl bir heykel yapacağımızı kararlaştırdık. Birmaket yaptım ve bu maket beğenildi. Böylece ilk büyük boyutlu heykelimiçalışmaya başladım. Daha önce bire bir çalışmıştım hep.
Proporsiyonolarak 3 metrelik bir heykel. Yaklaşık 2 ay keyifle çalıştım.Çalışırken çok duygulandım. O heykeli hastanenin önüne koyduktan sonrahissettiklerim anlatılamayacak ölçüde güzeldi.
Heykeli yaparken esin kaynağınız ne oldu?
Önceanne sevgisini nasıl vurgulayabilirim diye düşündüm. Annenin kıyafeti,yüzü, ifadesi nasıl olmalıydı? Hastane yönetiminden yeni doğum yapmışbir anne ifadesi olsun önerisi geldi. Yeni doğum yapmış bir anne,fiziksel anlamda nasıl ifade edebilirdi? Üzerinde düşündük. Modelleçalıştım, fotoğraflar çektim. Önce bir modelin kalıbını aldım. Dahasonra onun polyester dökümünü yaptık. Hoşuma gitmedi. Tekrar baştankonstrüksiyon kurdum. Böyle bir heykel çıkardım ortaya.
Söz konusu eserinizin Ankara’nın önemli heykelleri arasında yer aldığını görüyoruz. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben iddia etmiyorum ama öyle söylüyorlar. Bu şekilde değerlendirenlere çok teşekkür ediyorum.

SANAT HAYATI NASIL BAŞLADI?
Sanatla ilişkiniz nasıl başladı?
Bunun nasıl başladığınıninanın ben de bilmiyorum. İçimde vardı, doğamda vardı. Çocukluğumdanberi bir şekilde resimle başladı ve bugün heykelle devam ediyor.
Ailenizin yaklaşımı nasıldı?
Tutucuolmayan sıradan bir Türk ailesinin içinde yetiştim. Çocukluğumdan beriher anlamda, maddi ve manevi bana çok destek oldular. Herhangi birsanat eğitimi almamış olan annem ve babam ilkokul mezunuydu. Güzel birailede büyüdüm ben.
Heykeltıraş olarak başlangıçta tarzınız nasıldı ve bugüne kadar nasıl gelişti?
Benigenelde figür heykeli, gerçekçi heykeller çok etkiledi. Soyutçalışmalarım da oldu; fakat figür heykeli beni daha çok yansıttığı içinfigüratif çalışmalara yöneldim. 8 yıldır heykel yapıyorum. Bu işeTurgut Özakman’ın büstünü yaparak başladım.
Bir tiyatro oyunuyazma denemem oldu. Turgut Özakman’ı aradım. O zaman DTCF’de hocaydı.“Benim bir oyunum var, sizin öğrencinizim, bana yardımcı olur musunuz?”dedim. Hangi bölümde okuduğumu sordu. Ben kitabını aldığımı vedışarıdan öğrencisi olduğumu söyledim. Çok memnun oldu, evine davetetti. Evine gittim, oyunumu okudu, çok beğendi. Üzerinde konuştuk.“Senin eğitim almana gerek yok, yazmaya devam et” dedi. Ben de bujestine karşılık bir büstünü yapmak istedim. İlk heykel deneyimim oduraslında.
Hocamın büstünü yaptıktan sonra nereye koyabilirimdiye düşünürken Eskişehir’de onun adına bir tiyatro salonu olduğunugördüm. Belediyeyle irtibata geçip hocamın büstünü yaptığımı ve tiyatrosalonunun önüne koymak istediğimi söyledim. Onlar da isteğimi çok iyikarşıladılar. Büstü götürdük, koyduk. Belediye büstü çok beğendi vebana heykel vermeye başladı. Her ay belediyeye heykel yapmaya başladım.Heykel hayatım böyle başladı. Yılmaz Büyükerşen’le artık heykelanlamında beraber çalışmıyoruz ama yılda 3-4 kez atölyeme gelir,sürekli görüşürüz. Benim için çok değerli bir insandır.
Neden hiç sergi açmadınız?
Anıtsalçalıştığım için sergi açamadım. Çok büyük boyutlu işler yapıyorum.Türkiye’nin birçok ilinde anıt heykellerim var. Buna büyük bir açıkalan sergisi de diyebiliriz aslında.

Ülkemizde heykel sanatının durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Figürheykeltıraşı olduğum için işin bu kısmını sorgulamak isterim. Ankara’dabenim gibi figür çalışan 4-5 heykeltıraş var. Benim gördüğüm sıkıntı,yapılan bir işin birçok yere konulmasıdır; yani işin sanat boyutundançıkılıp ticarete dönülmesidir. Bu beni çok üzüyor. Figür anlamında çokiyi işlerin çıktığını düşünmüyorum açıkçası.
Zekai Tahir BurakKadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yaptığım iş çokbeğeniliyor. Bu benim çalıştığım ilk büyük boyutlu işti. Sanatçı, zamaniçinde geçen yaptığı çalışmaları beğenmez. Ben de bu işimi çok fazlabeğenmiyorum.
Detaycı bir insanım. Bir işi aldığım zaman önceayrıntılı bir araştırması yaparım. En son İstanbul BeykentÜniversitesi’ne bir Atatürk heykeli yaptım. Oturan bir Atatürk heykelioldu. İlk defa oturan bir Atatürk heykeli yapıldı Türkiye’de. Basındahaber olarak da yer aldı.
Atatürk’ü doğduğumuzdan beribiliyoruz ama yine de çalışmaya başlamadan önce araştırdım.İstanbul’dan video görüntülerine ulaştım, bütün detaylarını inceledim. Hatta Atatürk’ün yüzünde ufak bir yara olduğunu fark ettim. Daha öncekiçalışmalarımda fotoğrafların netliğinin iyi olmamasından dolayı gölgesandığım şeyin ufak bir yara olduğunu fark ettim. Çok iyi bir işçıktığını düşünüyorum. Aslında işin ticari yönü bırakılıp sanat yönüneodaklanılsa çok daha güzel ve keyifli işler çıkar bu ülkede.
Ankara’da heykel konuşabildiğiniz, tartışabildiğiniz ortamlar var mı?
Benkendi atölyemden çok fazla dışarı çıkmayan bir insanım. 8 yıldıratölyeme kapandım ve sadece heykel yapıyorum. Açıkçası işi ticariolarak gören insanlarla görüşmek istemiyorum.
Türkiye’de heykel eleştirmenleri var mı?
Olduğunuzannetmiyorum, ben duymadım. Zaten olsaydı bu kadar kötü işlerçıkmazdı. Özellikle kötü Atatürk heykellerinin sayısı bu kadar çokolmazdı. İşini doğru düzgün yapan heykeltıraşlar olsaydı bu heykelleriner, yerine iyi çalışmalar gelirdi.
Genelde heykelisteği belediye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında geliyor. Bubağlamda yerel yöneticilerle ilişkileriniz nasıl?
Bubağlamda sıkıntılarımdan bahsetmek isterim. Bir iş verildiğinde, biranıt yapılacağı zaman heykeltıraşa yeterli süre verilmiyor. Sanatçıyave yapılan işe çok fazla değer verilmiyor. Bir açılış yapılacaksa onlariçin önemli olan o açılıştır. Şimdiye kadar hiçbir işte yeterli sürealamadım. Her zaman sıkıştım. Belki de kötü işlerin çıkmasının sebebide budur. Bu ülkede sanata çok fazla değer verildiğini düşünmüyorum.
Bir tiyatro oyunu yazdım ve bir çok da denemem var…
Tiyatroyaşantım lise yıllarında başladı. Okuduğu lise bir tiyatro kulübükurdu. Dışarıdan bir yönetmen gelmişti. Seçmelerden sonra tiyatrokulübüne alındım. Lisede 3 yıl tiyatroya devam ettim ve yönetmenimizbizi bırakmadı. Özel bir tiyatro kurduk. Daha sonra Altındağ BelediyeTiyatrosu’na girdim. 10 yıl kadar oyuncu olarak uğraştıktan sonraeğitim hayatım ve heykel nedeniyle uzak kaldım. Artık oyuncu olarakuğraşamasam da bir şekilde devam ettirmeliydim tiyatroyla ilişkimi. Veoyun yazmaya başladım. Bir oyunum var ve birçok da denemem var. OyunumAST’ta sahnelecekti fakat o dönemde tiyatroda yaşanan yönetselsıkıntılardan dolayı bu gerçekleşemedi.
Heykeltıraş Murat Daşkın’ın internet sitesi: muratdaskin.com

Heykeltıraş Murat Daşkın, bu eseri yapma gerekçesini “Benimorada ayak izim vardı ve ben oraya bir iz daha bırakmalıydım. Ben de elizimi bırakmaya karar verdim.” olarak açıklamaktadır.












