Rahim Kanseri


RAHİM KANSERLERİ

Rahimden kaynaklanan 2 tür kanser vardır: Endometriyum (rahim iç zarı kanseri) kanserleri ve sarkomlar (rahimdeki kas vb bağ dokularından).

Sarkomlar çok nadir görülür. Rahimdeki kas tabakasından, damarlardan, salgı bezlerinden kaynaklanabildiği gibi rahimde bulunmayan kıkırdak gibi dokulara benzeyen sarkomlar da olabilir. Hızlı yayılırlar ve genellikle geç dönemde tanı konduğu için çok iyi tümörler olarak kabul edilmezler.

Endometriyum kanserleri ise daha sık görülür ve hatta dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde en sık görülen jinekolojik kanserlerdir.

Endometriyum kanseri her yaşta olmak üzere daha çok 50 yaş civarında görülür. Rahim iç zarı kanserinde erken tanıda kullanılacak spesifik bir erken tanı testi olmamasına karşın şanslı kanserler arasında sayılır. Çoğunlukla, anormal adet kanamaları şeklinde kendini gösterdiğinden bu olgular ihmal edilmez ve basit bir kürtaj işlemi ile biyopsi alınırsa tanı konulabilir. Nitekim, endometriyum kanserlerinin %75’i erken evrede yakalanır ve bu nedenle de kesin tedavi ve yaşam şansı diğer jinekolojik kanserlere göre yüksektir.

Risk Faktörleri

Rahim kanseri oluşumunda progesteron hormonu ile dengelenmemiş estrojen hormonu fazlalığı ana faktördür. Risk faktörleri de bununla ilişkilidir. Yumurtlama bozukluklarında (anovulasyon) estrojen hormonu bulunmasına karşın progesteron hormonu üretilmez bu nedenle bu hastalarda endometriyum kanseri riski artar. Estrojen salgılayan yumurtalık tümörlerinde de risk artar.

Ayrıca, hiç doğum yapmamış olmak, erken yaşta adet görmek ve geç menopoza girmek, obesite, yüksek tansiyon, şeker hastalığı olanlarda da risk artar. Nedeni bilinmemekle birlikte sigara riski azaltır. Estrojen temel risk faktörüdür ama yumurtalık kanserinde olduğu Doğum kontrol haplarında estrojen olmasına karşın progesteron ile dengelendiği için risk oluşturmaz hatta doğum kontrol hapları riski azaltır.

Estrojen etkisi olmadan da endometriyum kanseri seyrek olarak gelişebilir. Estrojen etkisine bağlı olarak gelişen endometriyum kanseri olguları daha iyi davranışlıdır ve tedavi şansı daha yüksektir.

Belirti ve Bulgular

En sık rastlanan şikayet anormal adet kanamasıdır. Özellikle menopoz döneminde ortaya çıkan kanamalarda kanser riski %10 gibi yüksek bir oranda olduğundan bu hastalarda mutlaka kürtaj ile biyopsi alınmalıdır. İlerlemiş olgularda bası belirtileri (idrar şikayetleri vb) ve ağrı görülebilir. Bazen ultrasonda tesadüfi olarak rahim iç zarında kalınlaşma ve düzensizlik ile tanı konulabilir.

Tanı

Kesin tanı biyopsi ile konur. Bunun için ameliyat olmaksızın poliklinik koşullarında yapılabilen bir kürtaj işlemi yeterli olabilir. Kürtaj denilince genellikle çocuk aldırma anlaşılır. Ama aslında tıbbi literatürde kürtaj “kazıma” anlamına gelir. Kürtaj işlemi gebeliği sonlandırmak için yapılabildiği gibi patolojik örnek yani biyopsi almak amacıyla da yapılabilir.

Hatta bazı durumlarda anormal kanamayı durdurmak için tedavi amaçlı da yapılabilir. Kürtaj dışında pipel denilen özel ve ince bir alet ile de rahim iç zarından biyopsi alınabilir. Hangi yöntemin seçileceği hastanın durumuna göre değişebilir.

Menopozdaki hastada yapılan vajinal ultrasonda rahim iç zar tabakasının kalınlığı 5 mm’den fazla ise endometriyum kanserinden şüphelenmek ve biyopsi almak gerekir.

Tedavi

Rahim kanseri tedavisi rahim ve yumurtalıkların bir arada çıkarılmasıdır. Erken evrede bu şekilde yapılan cerrahi yeterli olmakla birlikte biraz daha ilerlemiş olgularda cerrahiye ek olarak radyoterapi (ışın tedavisi) yapılabilir. Kanserin daha fazla yayıldığı ileri olgularda ise cerrahiyle birlikte radyoterapi ve kemoterapi yapmak gerekir. Erken evrede yaşam şansı %90’lara ulaşır ancak ileri evrelerde bu %40’lara kadar düşer. Çoğu olgu erken evrede yakalandığı için tüm vakalar göz önünde tutulduğunda yaşam şansı %75 civarındadır.

Erken tanı ve kesin tedavi şansı yüksek olduğundan ve en sık kendini anormal kanama ile gösterdiğinden bu tür hastaların gecikmeden başvurması önem taşımaktadır.

Adetten kesilmemiş kadınlarda özellikle adet dışı kanama olduğunda veya kanamaları aşırı miktarda ve uzun süreli olduğunda mutlaka hastanemiz Jinekoloji (Nisaiye) polikliniklerine başvurması gerekir.

Menopoz sonrası kanamalarda daha önce söylendiği gibi risk %10 gibi olduğundan bu dönemdeki tüm kadınlarda her türlü kanamada öncelikle hastanemiz Menopoz polikliniğine başvurması gerekmektedir.

Her 2 grup hastada yapılacak değerlendirmeler sonucunda yapılan biyopsiler sonucunda şüpheli bir durum olduğunda Jinekolojik Onkoloji polikliniğine refere edilirler.






Paylaş :