Üzüm Gebelikleri

Üzüm gebeliği olarak da bilinen Mol gebeliği; genetik nedenlerle gebelik ürününün sağlıklı gelişim göstermediği ve rahim içinin üzüm tanesi gibi çok sayıda şişmiş vezikül denen içi sıvı dolu yapılarla dolu olduğu anormal bir gebelik şeklidir. Mol gebeliği trofoblast (bebeğin beslenmesinden sorumlu) hücrelerinin kontrolsüz şekilde çoğaldığı bir durumolması nedeniyle normal gebeliğe göre çok daha fazla miktarlarda human chorionic gonadotropin (HCG) adlı gebelik hormonu üretilir ve kana geçer.

Mol gebeliği (Üzüm gebeliği) görülme oranı, sosyoekonomik seviyesi düşük ve "kötü" beslenen kadınlarda, 20 yaş altındaki gebelerde ve 40 yaş üstündeki gebelerde daha sık olmasına rağmen her kadında gözlenebilir Ülkemizde oran 1000 gebelikte 1 olarak bildirilmektedir. Daha önceden mol gebelik geçirmiş olanlarda tekrar mol gebelik geçirme riski 10 kat kadar artar ve %1' e yükselir.

Mol gebeliğin (Üzüm gebeliği) iki türü vardır:
A) Komplet (tam) Mol: Gebelik sadece plasental dokulardan oluşmuştur. Bebeğe ait hiçbir doku yoktur. Bu form mol gebeliğin daha sık gözlenen şeklidir. Belirtileri gebeliğin erken döneminde ortaya çıkar.

B) Parsiyel (kısmi) Mol: Anormal plasental gelişimin yanı sıra bebeğe ait yapılar da mevcuttur. Normal bir yumurta hücresinin iki spermle döllenmesi söz konusudur. Her ne kadar bebek oluşmuş ise de genetik olarak fazla kromozomu olan bebeğin yaşama şansı yoktur.

Genellikle tanı bir adet gecikmesi sonrası yapılan gebelik testinin pozitif olması sonrasında hastanın vajinal kanama veya "üzüm tanesi şeklinde parça düşürme" şikayetiyle veya rutin olarak doktora muayene için gelmesi ile ultrason incelemesi sonrasında konulmaktadır. Ultrasonda mol gebeliğe ait veziküller yanyana dizilerek uterus içinde "karyağdı manzarası" oluştururlar.
Muayenede uterus gebelik haftasına göre olması gerekenden daha büyük olabilir. HCG değerlerinin 100.000 üzerinde olması tanıyı destekler. HCG seviyesi normal gebeliğe göre çok daha fazla arttığından gebelik esnasında hyperemesis gravidarum (gebeliğe bağlı şiddetli bulantı ve kusma) belirtileri çok daha şiddetli olarak ortaya çıkabilir. Bulantı ve kusmalar tedaviye dirençli olabilir.

Tedavi öncesi kan testleri yapılır, diğer organlara yayılım araştırması yapılır. Akciğer filmi çekilir.Hastane şartlarında genel anestezi altında rahim içerisinin boşaltılması (küretaj) esas tedavi yöntemidir. Küretaj yapılan ve Rh uygunsuzluğu olan olgularda RHOGAM yapılmalıdır.

Patolojiye gönderilen materyalin incelenmesinde mol gebeliği tanısı kesinleştikten sonra takip süreci başlar. Mol gebeliğinde tahliye sonrası takibin amacı hastalığın Gestasyonel trofoblastik neoplazi (GTN) 'ye dönüşüp dönüşmediğini saptamaktır. GTN, mol gebeliği geçiren gebelerin yaklaşık %10'unda görülür ve uygun bir şekilde tedavi edilmediğinde yaptığı metastazlarla ölümle sonuçlanabilir. HCG seviyesi GTN gelişimini gösteren en önemli bulgu olduğundan takip sürecinin aksamaması için anne adayının bir yıl boyunca gebe kalmaması gerekir. Hastaya küretaj sonrası bir kontrasepsiyon yöntemi önerilir (genellikle doğum kontrol hapı verilir).

Mol gebeliği(Üzüm gebeliği) tahliyesinden sonra yapılan takipte kanda HCG seviyesinin düşmesi gerekir. Haftalık takiplerde HCG sıfırlandıktan sonra üç hafta daha haftalık inceleme devam eder. Daha sonra 6 ay boyunca aylık, daha sonraki 6 ay da 2 ayda bir olmak üzere bir yıl boyunca HCG ölçümü devam ettirilir. Bir yıllık takiplerde kan HCG seviyesinde yükselme olmaması durumunda takip biter ve kişinin gebe kalmasına izin verilir. Histerektomi çocuk doğurmayacak olan olgularda tercih edilmelidir. Bu takip süresi içinde bir kısım hasta da serum HCG değerleri tekrar yükselip, hastalık nüks edebilir. Bu olgularda histopatolojik tanı için küretaj ve metastaz taraması yaptıktan sonra, risk durumuna göre kemoterapi kullanılmalıdır.

ANAHTAR KELİMELER: Mol gebeliği, HCG, Üzüm gebeliği

Bu konu ile ilişkili bilgi almak için;

1- Hastanemiz Jinekolojik Onkoloji Bölümüne başvurunuz.
2- Gelirken önceki testlerinizi lütfen yanınızda getiriniz.
Paylaş :